Tevfik Yoldemir
Op. Dr. Tevfik YOLDEMİR
GEBELİKTE SIK RASTLANAN KANSIZLIK NEDENLERİ

Gebelikte anne adayının damarlarında kan hacmi artarken, oksijen taşımakla görevli alyuvarların sayısında artış görülür. Bu hacim artışı sırasında gebenin kan tablosunda fizyolojik (doğal) anemiye kayma görülür. Bu kayma çoğul gebeliklerde (ikiz, üçüz) daha fazla olur.

Tam kan sayımında hemoglobin değerleri 1. ve 3. trimesterde

11 mg/dl nin, 2. trimester de 10.5 mg/dl nin altında ve hematokrit değerleri %32 nin altında ise, o gebe için anemi söz konusudur.

Anemi gebelikte en sık rastlanan sağlık problemidir. Amerikada gebelerde anemi görülme sıklığı %56 olarak bildirilmektedir.

Anemik gebeler doğum sırasında olan kanamaları karşılayacak kan stoğundan yoksun gebelerdir.

Ağır anemik (hemoglobini 6mg/dl nin altında olanlar) gebelerde erken doğum, düşük ağırlıklı bebek doğurma, düşük yapma, anne karnında bebek ölümleri sıklıkla görülür.

Demir eksikliği anemisi:

Demir alyuvarlarda oksijenin bağlanıp taşınması için en aktif rolü oynayan hemoglobinin yapımında en gerekli maddedir. Gebelikte demir anne ve fetusun hayati ihtiyaçlarından bir tanesidir.

Gebelik süresince anne karnında gelişimini tamamlayan fetus tüm demir ihtiyacını annenin demir depolarından karşılar. Özellikle.üçüncü trimester de bebeğin anne demir depolarından demir alışı artar. Bu dönemde demir seviyesi normal olan bir gebede dahi demir seviyesinde bir düşüş görülür.

Üreme çağında bir kadının vücudunda, adet kanamaları nedeni ile demir seviyeleri hassas bir dengededir. Bir kadın besinlerden günde ortalama 2mg demir alması gereklidir. Gebelikte bu ihtiyaç ortalama 4mg yükselir (erken gebelikte 2.5mg/gün, üçüncü trimester de 6.6mg/gün).Gebelik bir yerde bu dengeleri alt üst edebilecek geçici ama uzun bir süreçtir. Tüm bunlar gebelerde demir eksikliği anemisinin sıkça görülmesinin temel nedenidir.

Bunun yanında, kötü beslenme (gebenin besinlerle yeterli demir almaması), sindirim sisteminde demir emilimini bozan hastalıklar, çoğul gebelikler (demir ihtiyacı artar) demir emilmesini engelleyen ilaç kullanımı (antasitler), gebenin demir stoklarını olumsuz etkileyen faktörlerdir.

Demir eksikliği anemisinden korunma yada tedavisi gebelik esnasında mümkündür.

Kan değerleri normal olan bir gebenin korunma amacı ile günde ortalama 30-60 mg elementer demir alması, anemisi olan bir gebe ise 120-240 mg günlük elementer demir alıması gereklidir.

Mide yanması, bulantı kusma gibi yan etkilerden dolayı ağızdan demir alamayan gebelere kalçadan enjeksiyon ile verilebilir.

Demir eksikliği anemisinin gebelik üzerinde etkisi:

Demir eksikliği anemisi olan gebelerin bebekleri, düşük doğum ağırlıklı bebekler olarak dünyaya gelmektedir. Bunlarda anne karnında yeterince demir depolanamadığı için hayatın ilk yıllarında demir eksikliği anemisi görülür. Anemik gebelerin doğurduğu bebeklere ağızdan demir ilaçları vermek bu tehlikeyi önler.

Folik asit eksikliğine bağlı anemi:

Gebelikte, büyüyen rahim içinde gelişmekte olan fetus, plasentanın gelişmesi, anne kan hücrelerinin üretimindeki artış annenin vücudunda folik asit ihtiyacının artmasına neden olur. Hücre metabolizmasında önemli rol oynayan folik asit, demir gibi gebenin temel ihtiyaçlarındandır.

Artan folik asit ihtiyacı karşılanmazsa megaloblastik anemiye neden olur. Sebzelerde ve bakliyatta (fasulye, pirinç) bulunan folik asit pişirilince kaybedilmekte, hatta yeşil sebzelerin 1 dakika kaynatılmaları bile folik asidin %90 oranında kaybı için yeterlidir.

Folik asit eksikliğinin gebelik ürünü üzerinde etkileri:

Annede gebe kaldığı dönemde olan folik asit eksikliği, yarık damak, omurga gelişim anomalilerine neden olur. Annenin folik asit eksikliği, miadından önce doğan bebeklerde yeni doğan megaloblastik anemisine neden olur.

Bazı ilaçlar folik asit kan seviyesini düşürürler. Özellikle bu sara hastalığı nedeniyle ilaç kullanan kadınlarda bu belirgindir. Bu kadınlara gebeliklerinde folik asit takviyesi gereklidir.

TALASEMİ:

Talasemi Akdeniz ülkelerinde çok sık görülen kalıtımsal bir hastalıktır. İlk olarak Yunanistan ve İtalya da görüldü daha sonra hastalığın bu ülkelerle sınırlı olmadığı anlaşıldı. Talasemi kelimesi yunancada Thalassa kelimesinden türetilmiş olup, deniz anlamındadır ve akdeniz hastalığı olduğunu ima eder.

Hemoglobin alyuvarların dokulara oksijen taşımasını sağlayan en önemli proteindir.

Hemoglobinin yapısında globin zincirler bulunur. Bu zincirlerden birinin veya bir kaçının anormal üretilmesi, yetersiz alyuvar üretimine veya normalin üstünde alyuvar yıkımına neden olmaktadır. Bu da anemiye (kansızlığa) yol açmaktadır.

Talasemiler hasarlı globin zincirine göre alfa ve beta talasemi olarak iki büyük grupta toplanırlar.

Beta talasemi:

Beta globin zincirini kodlayan sadece iki gen vardır. Bir gen etkilenirse hafif ile orta şiddette anemi meydana gelir ve beta talasemi minör olarak adlandırılır.

Beta talasemi majör her iki globin zincirinin etkilendiği durmda görülür. Şiddetli bir anemi tablosu oluşturur

Talasemi major Beta talasemi grubunun en ağır formudur.ve ilk belirlenen talasemi tipidir. İngilterde on bin yeni doğanda bir görülürken, yavru vatan Kıbrıs ta yedi yeni doğanda bir görülür.

Beta talasemi majörlü yeni doğan kan transfüzyonu yapılmadığı takdirde bir iki yıl içinde anemin neden olduğu kalp yetmezliğinden ölür.

Kan nakilleri şahsın buluğ çağına kadar yaşamasını sağlamaktadır. Bu hastalıkta yapılan kan nakilleri kişiye fazla miktarda demir nakline sebep olur. Vücutta fazla miktarda biriken demir.karaciğer ve kalp kasında hasara neden olur.

Vücutta demir birikmesini engellemek için Beta talasemi major saptanan gebelere demir preperatları verilmez, günlük folik asit takviyesi ile yetinip, lüzumu halinde kan nakli yapılır.

Beta talasemi minörlü gebelerde bu risk yoktur, ağızdan demir preperatı ve folik asit verilir. Lüzumu halinde kan nakilleri ile takip edilir.

Alfa talasemi:

Alfa zincirini kodlayan 4 tane gen vardır. Bu genlerden bir veya bir kaçında bozukluk olması alfa talasemi hastalığına neden olur.

Bir alfa geninin kaybı önemli bozukluklara neden olmaz, hastalık belirti vermeden seyreder. İki alfa geninin kaybı hafif anemi tablosu oluşturur. Üç alfa zincirinde bozukluk, anormal bir hemoglobin olan hemoglobin H'ın üretimine neden olur ki, bu da kronik alyuvar yıkımına neden olur. Buna hemoglobin H hastalığı da denmektedir. Normalde insan alyuvarlarında hemoglobin H bulunmaz.

Dört zincirde birden bozukluk varsa alyuvarlar da Bart hemoglobini üretimine neden olur. Alyuvarlarında Bart hemoglobini olan bebekler genellikle anne karnında kaybedilir.

Talasemi ırsi (genetik) bir hastalıktır. Anne ve babadan geçer.Doğacak bebeklerin anne ve babalarından talasemi geçiş oranları anne ve babaların hasta, taşıyıcı ve sağlam olmalarına göre değişmektedir.

Alfa talasemi minör'lü kadınlar gebeliği çok rahat tolore edebilmektedir

Çiftlerden bir tanesi taşıyıcı, diğeri sağlamsa çocuğun taşıyıcı olma şansı %50 dir. Hasta olma şansı yoktur.

Hem anne, hem de baba taşıyıcı ise çocuğun taşıyıcı olma şansı %50 iken hasta olma şansı %25 dir. Sağlam olma şansı ise %25 dir.

Anne hasta, baba sağlam ise çocuklar %100 taşıyıcı olur. Hasta çocuk olma şansı yoktur.

Anne hasta, baba taşıyıcı ise çocuk %75 hasta, %25 taşıyıcı olma şansına sahiptir.

Anne hasta ,babada hasta ise çocuklar kesinlikle hasta olur. Bu çocukların taşıyıcı olma şansları yoktur.

Site İçi Arama

Sitede Yer alan bilgiler Dr.Tevfik Yoldemir'e ait olup izinsiz kullanılamaz ve kaynak gösterilemez.
© Copyright 2008 Dr. A.Tevfik Yoldemir
Gizlilik İlkeleri  | Yasal Uyarı |

    

Bu sitede yer alan bilgiler,insanları sağlıkları hakkında bilgilendirmek amacıyla hazırlanmış olup,tıbbı tedavinin mutlak surette bir hekim tarafından yapılması zorunludur.
Bilgilerin yanlış veya uygunsuz kullanımından doğacak mağduriyetten,konu içeriğini yazan veya düzenleyen kişiler sorumlu değildir. 
Sitedeki bilgilere dayanılarak teşhis ve tedavi yapmayınız. Bu siteyi ziyaret etmek ve/veya siteye üye olmakla bunları kabul etmiş sayılırsınız